Saturday, November 26, 2011

RÖPORTAJ: EFLATUN


- Geçtiğimiz günlerde haberini aldığımız ''Bestecilik Atölyesi'' projesi nasıl ortaya çıktı?


Konservatuvar yıllarımdan beri üretici bir kimlik olarak hep şu soruya yanıt aradım. Neyi beğeniyoruz veya bunun tam zıttı olarak neyi beğenmiyoruz ? Bu soru beni bir takım bilinmezlere ışık düşürmeye ve araştırmaya yöneltti. Yani ürettiğimiz bir şarkı beğeniliyorsa niçin beğeniliyor beğenilmiyorsa niçin beğenilmiyor. İnsanlara sorular sormaya başladım ve eserler hakkında yanıtladıkları şey hep tek düzeydi. Nedenini bilmiyorum ama ben bunu seviyorum veya hiç sevmiyorum gibi ... İşte bunun altında yatan şey karşımızdaki algılar müziği müzik olarak dinlese de bütün bu melodi ve sözlerin alt benlikte farklı kodları oluşuyordu. O halde dedim ki yıllar sonra bundan bir sentez çıkarabilirsem yani algıları da işin içine katarak şarkı yazabilirsem insanların beğenisine de bir bakıma hükmedebilirim. Bestecilik atölyesi benim yıllar içierisinde düşünüp araştırdığım ve keşfettiğim bu bilgileri ve algıları insanlarla paylaşmam gerekliliğinden doğdu.


- Atölyenin amacı nedir ?



Atölye'nin amacı sektöre yeni ve yetenekli üretici kimlikleri kazandırmak ve bilgilendirmektir. Bu insaları bir sınıfta toplamak ve meydana gelecek sinerjiden büyük eserler ortaya çıkartmaktır. Türk pop müziğinin böyle bir etkinliğe fazlasıyla ihityacı vardır. İlgilenenler facebookta https://www.facebook.com/pages/Eflatun-Bestecilik-Atölyesi/157426611022617 linkinden detaylı bilgileri alabilirler.


- Neden bir ön-eleme sistemi var? Elemedeki kriter nedir?


Beste yapmak bir yetenek işidir. Besteci olmaksa ciddi bir birikim ister ama ön koşul beste yapıyor olmanızdır bu dürtüyü size hiç bir kurs veya eğitim veremez. Ya vardır ya yoktur.




- Bestecilik Atölyesi'ne başvurmak isteyenler nasıl ulaşacaklar size?



Başvurular Tan Sağtürk Akademi Çekmeköy'e yapılıyor. eflatunkaan@hotmail.com adresine gönderilen eserlere olumlu olarak geri dönüş yapılanlar telefon edip kursa katılacağına dair ön kayıt yaptırıyorlar. Bu işin elbette bir cüreti var ve haftada bir gün 3 ay boyunca 3 er saatten oluşan eğitim ücreti 1500 tl. Hiç bir sihirbaz numaralarını göstermek istemez fiyatı fazla bulabilriler lakin beste yapmanın inceliklerini öğrenen biri ödediklerini de kısa zamanda geri alabilir. Bu onun yeteneğine kalmış bir şeydir.


- Peki, bu Atölye eğitimi sonunda kişi neler katacak kendine?


Bir kere her şeyden önce sektör içerisinde bu işi profesyonel olarak yapan pek çok besteci söz yazarı aranjör yapımcı ve sanatçıyla tanışacak ve meydana getirdiği eserlerin onlar tarafından eleştirildiğini görecek. Bir bestecinin kanuni hakları nelerdir bunları öğrenecek. Demo nasıl hazırlanır bunu bilecek. Bir şarkıyı bir sanatçıya hazırlarken bilinmesi gereken bütün noktaları öğrenecekler. Bir şarkı çok iyi bile olsa onu daha da iyi gösterecek bir takım mesleki bilgiler kendilerine verilecek. Atölyenin ilk üç ayında meydana getirecekleri şarkılar repertuvarda olan sanatçılara tek tek dinletilecek ve profesyonel hayata üç ay içerisinde adım atmış olacaklar.


-Bu çalışma nerede gerçekleşiyor?


Atölyenin kapılarını daha açmadım. Halen yetenekli üretici kimlikleri arıyorum. Elektronik Posta adresime iki eser gönderiyorlar ve yeteneği geliştirilecek düzeyde olanlara geri dönülüyor. Tan Sağtürk Akademi Çekmeköy 'de yapılacak atölyeyi arayarak ön kayıt yaptırıyorlar.

Röportaj: Ahmet ERTEN/Hayat Müzik/2011

Tuesday, November 22, 2011

AVEA'DAN YENİ PROJE : ''AVEA MÜZİK BLOGLARI FİKİR TAKIMI''


Geçtiğimiz ay Milliyet Gazetesi yazarı Tolga Akyıldız'dan bir mail aldım. Söz konusu mailde kültür-sanat etkinliklerinde sıkça yer alan ve marka olarak genç nüfusa yönelik organizasyonlarda taşın altına eline koyan Avea'nın bloggerlara özel bir çalışma yapmak istediği yazıyordu. Yazılarını yıllardır takip ettiğimiz, ana akım medyada müziğin yer bulmasına vesile olan yazarlardan Tolga Akyıldız da bu oluşumda yer alıyordu. 

Belirli sayıda yerli ve yabancı müzik blogu seçilmiş ve bu bloglar ''Avea Müzik Blogları Fikir Takımı'' adı altında toplanmak istenmiş. Elbette hayatmuzik.com 'un editörü olarak bu projeyi seve seve kabul ettim. Yıllardır ısrarla ''sadece müzik'' deyip, kendimize görev bildiğimiz bu mevzu, takipçi sayısı gittikçe artan, bunun da yanı sıra sektörde iyi bir farkındalık sağlayan bloglar , kurumsal önemli bir şirketin dikkatini çekmişti. Bana göre bu oluşum elbette hem bizler için önemli hem de sektörde ''blogların'' yerini, geldiği noktayı işaret eden bir projedir. Bu kapsamda ayda bir defa seçilen bloglar toplanıyor ve pek tabii müzik konuşuluyor. Bu toplantılara Tolga Akyıldız(moderatör), Avea Kurumsal İletişim Birimi ve belirlenen konuyla ilgili konuk(lar) katılıyor. Enine boyuna konuşuluyor, tartışılıyor. Bir nevi beyin fırtınası yapılıyor da diyebiliriz. Şahsım ve blogum adına Avea Kurumsal İletişim Birimine teşekkür etmek istiyorum. Hem sektörde farkındalık yaratacak bu proje için hem de aynı kısır döngü içinde düşünmek yerine farklı ne yapabilirizin derdinde oldukları için..

Proje ile ilgili gelişmeleri ve ''Avea Müzik Blogları Fikir Takımı'' çatısı altında yapacaklarımızı yeri geldikçte bloglarımızdan sizlerle paylaşıyor olacağız.

Thursday, November 17, 2011



-Geçtiğimiz haftalarda ‘’Piyango’’ isimli şarkınızla dinleyicilerle buluştunuz. Öncelikle bir single yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

En son geçen sene İstanbul'da Aşk isimli bir albüm yapmıştım. Hamilelik dönemimde çıkardığım bir albümdü bu. Daha sonra doğum, loğusalık gibi araya zaman girdi ve yeni bir çalışma yapmam gerektiği ortaya çıktı. Ben de bu sefer müzik kariyerimde ilk defa tek şarkılık bir single albüm yaptım.
''Piyango'yu Duyunca İnanılmaz Etkilendim''
-‘’Piyango’’ söz ve müziği Gülşen imzası taşıyan bir şarkı. Gülşen’den ilk kez şarkı aldınız. Nasıl bir araya geldiniz?

Öneri ilk basın danışmanımdan geldi. Gülşen'in gerek yorumcu kimliğini gerekse söz yazarlığı ve besteci kimliğini çok beğeniyordum. Bana da bu fikir sıcak geldi. Aradım Gülşen'i. Ve nasıl bir şarkı istediğimi söyledim. O da Piyango'yu yaptı. İnanılmaz etkilendim bu şarkıyı duyunca.


-90’ı yıllar ve 2000’li yıllar müzik sektöründe çok şey değişti sanki. O dönemlerde albümdeki tüm şarkılar dinleyici ile kolaylıkla buluşurdu. Şimdi durum pek böyle değil. Nasıl yorumluyorsunuz bu durumu?

Artık şarkıcıların hemen hemen hepsi albümlerini kendileri yapıyor. Müzik şirketleri albümlerin sadece dağıtımını üstleniyor. Sadece albüm yapmak değil, klip çekimi, pr çalışmaları, klip yayın bedelleri gibi etkenleri topladığınızda ciddi bir maliyet söz konusu. Bunun için de albümdeki şarkılardan ancak 1 - 2 tanesi ön plana çıkabiliyor. Ben bu sürecin geçici olduğunu düşünüyorum. Şimdi teknolojide çok gelişti. Ve kişiler artık albüm almıyor. Beğendikleri şarkıları kolay şekilde internetten dinliyorlar.

-Yeni single (tekli) çalışmanızda küt saçlarla, farklı bir imajda karşımıza çıktınız. İmajın, görselliğin hayatınızdaki yeri nedir?

Ben değişikliliği çok severim. Yüz yapısı olarak her saç modeli bana yakışıyor. Saçlarımı çok kısa da kestirdiğim zamanlar oldu, çok uzun olduğu zamanlarda oldu. Bizim işimizi yapanlar için görsellik tabii ki çok önemli. Ama abartıyı da hiçbir zaman sevmem.

-Türkiye’de söz yazarı ve besteci olarak dikkatinizi çeken , beğendiğiniz yeni jenerasyon isimlerini öğrenebilir miyiz?

Sıla, Tuğba Özerk. Her ikiside çok başarılı. Yeni single çalışmamda Tuğba'dan şarkı alacğaım hatta. Bu iki isim dışında Tarkan, Ozan Çolakoğlu, Şehrazat ve tabii ki Fikret Şeneş çok güzel şarkılara imza atan isimler.

-90’lı yıllar etkinliklerinin düzenlendiği, derleme albümlerinin art arda müzik marketlerde yer aldığı bu günlerde , müzik piyasasını hala 90’lı yıllardaki isimlerin ayakta tuttuğu konuşuluyor. Yeşim Salkım bu konuda ne düşünüyor?

Müzik piyasası olarak adlandırmamak lazım. Bence alternatif ve rock müzikte çok güzel yeni şarkılar yapıyorlar. Ama pop müziği için böyle bir durum söz konusu. O yıllarda yapılan şarkılar da albümler de çok güzeldi. Yeni jenarasyona da bunları ulaştırmak lazım.

 
''Ben Her Zaman Nerede Olmak İstediğimi Biliyordum''

-Özellikle bir dönem magazin basını sizi ve hayatınızı çok sorguladı. Bir şarkıcı için, magazinin bu kadar içinde olmak yordu mu sizi? Müziğinizi, yaptıklarınızı nasıl etkiledi bu durum?

Ben magazin muhabiri arkadaşlarımızı çok seviyorum. Yaptıkları işin zorluğunun da en çok farkında olan isimlerden biriyim. Yorulduğum zamanlar çok oldu. Daha çok yaptığım işler konuşulsun isterdim...

-Yeşim Salkım adımlarını çok hesaplı, planlı mı atar yoksa bugüne mi bakar? Mesala bundan 6,7 yıl sonrasında kariyeri ile ilgili planları var mıdır şimdiden? (Varsa öğrenebilir miyiz?

Ben her zaman nerede olmak istediğimi biliyordum. Kariyerimi tesadüfler oluşturmuyor. Önümüzde ki süreçte farklı çalışmalarda beni göreceksiniz. Artık sinemaya ağırlık vereğim, yeni yılda bir müzikalde oynayacağım. Ama hiçbir zaman da şarkıcılık tarafımı eksik bırakmayacağım.

-Son olarak Hayat Müzik Platformu takipçilerine ve dinleyicilerinize neler söylemek istersiniz?

Desteğiniz ve emeğiniz için çok teşekkür ederim. Birlikte daha nice güzel yıllar yaşarız umarım.

Röportaj:Ahmet ERTEN/Hayat Müzik/2011